Yazar "Aktaş, İbrahim" seçeneğine göre listele
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Altered cardiac autonomic function after recovery from COVID-19(Wiley, 2021) Kurtoğlu, Ertuğrul; Afşin, Abdulmecit; Aktaş, İbrahim; Aktürk, Erdal; Kutlusoy, Ergün; Çağaşar, ÖzlemBackground: Autonomic dysfunction may occur during the acute phase of COVID-19. Heart rate variability (HRV) is a useful tool for the assessment of cardiac sympathetic and parasympathetic balance. We aimed to evaluate cardiac autonomic function by using HRV in subjects after recovery from COVID-19 who had previously symptomatic and were followed outpatiently. Methods: The study group composed of 50 subjects with a confirmed history of COVID-19 and the control group composed of 50 healthy subjects without a history of COVID-19 and vaccination. All the study participants underwent 2-dimensional, pulsed- and tissue-Doppler echocardiographic examinations and 24-hour Holter monitoring for HRV analysis. Results: Time domain parameters of SDNN, SDANN, SDNNi, RMSSD, pNN50, and HRV triangular index were all decreased in the study group when compared with the control group. Frequency domain parameters of TP, VLF, LF, HF, and HFnu were also decreased in the study group in comparison with the control group. LFnu was similar between groups. Nonlinear parameters of HRV including ?1 and ?2 decreased in the study group. By contrast, Lmax, Lmean, DET, REC, and Shannon entropy increased in the study population. Approximate and sample entropies also enhanced in the study group. Conclusions: The present study showed that all three domain HRV significantly altered in patients after recovery from COVID-19 indicating some degree of dysfunction in cardiac autonomic nervous system. HRV may be a useful tool for the detection of preclinical autonomic dysfunction in this group of patients.Öğe Effects of COVID-19 Lockdown on Time in Therapeutic Range (TTR) for Warfarin Users(Prusa Medical Publishing, 2025) Aktaş, İbrahim; Sarıoğlu, Güney; Yaşar, ErdoğanObjectives: This study investigated the impact of COVID-19 lockdown measures on Time in Therapeutic Range (TTR) for patients receiving warfarin therapy.
Methods: A retrospective cohort study was conducted at a tertiary care hospital in Malatya. Patients receiving warfarin for at least one year before and after March 11th, 2020 (the start of pandemic) were included (n=112). Demographic data, comorbidities, medications, and International Normalized Ratio (INR) results were collected. TTR was calculated using the Rosendaal method.
Results: The mean TTR before the pandemic was 56.91%, significantly higher than the 40.23% observed during the pandemic (P<0.001). INR measurement intervals also increased significantly during the pandemic (34.2 days pre-pandemic vs. 50.9 days during the pandemic, P<0.001). This effect was most pronounced in patients over 65 years old (P<0.001).
Conclusions: COVID-19 lockdown measures significantly decreased TTR and extended INR monitoring intervals for warfarin users. These findings were particularly concerning in the elderly population. Strategies to ensure optimal warfarin monitoring during pandemics or disasters are crucial to prevent complications.
Öğe Kardiyak Sendrom X’li Hastalarda Serum Katestatin Düzeyleri ile İlişkinin Araştırılması(Eskişehir Şehir Hastanesi, 2026) Er, Fahri; Aktaş, İbrahim; Kınık, Mustafa; Şensoy, Barış; Üstündağ, Yasemin; Huysal, Kağan; Demir, MehmetGiriş: Katestatin, katekolamin salınımını inhibe etmedeki rolü ile bilinen endojen bir nöropeptittir ve çeşitli kardiyovasküler düzenleyici süreçlerde rol aldığı gösterilmiştir. Son çalışmalar, katestatin’in mikrovasküler anjina da dahil olmak üzere bazı kardiyak durumların patofizyolojisinde rol oynayabileceğini düşündürmektedir. Çalışmamızın amacı, Kardiyak Sendrom X (CSX) tanısı alan hastalar ile sağlıklı kontrol grubu arasında plazma katestatin düzeylerinde anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek ve böylece sendromun altta yatan mekanizmalarındaki rolüne dair bilgi sağlamaktı. Yöntemler: Tek merkezli, retrospektif bu çalışmada tüm katılımcılar demografik, biyokimyasal, hematolojik ve ekokardiyografik verilerin toplandığı kapsamlı bir değerlendirmeden geçirildi. Plazma katestatin düzeyleri, hassas ölçüm sağlamak amacıyla ELISA yöntemi ile belirlendi ve iki grup arasında karşılaştırıldı. Plazma katestatin düzeylerinin öngördürücü değeri lojistik regresyon analiziyle değerlendirildi. Katestatin’in önemini anlamak için iki model kuruldu: Model 1’de yaş, cinsiyet, hipertansiyon, diyabetes mellitus, sistolik ve diyastolik kan basınçları, kalp hızı, WBC, LDL, HDL, kreatinin ve ejeksiyon fraksiyonu (EF) yer aldı. Model 2’de bu değişkenlere ek olarak plazma katestatin düzeyleri dahil edildi. Modellerin performansları -2 log-olabilirlik oranı, Nagelkerke R² ve ROC eğrisi altında kalan alan (AUC) ile karşılaştırıldı. Tüm analizlerde p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: CSX grubunda 44 hasta (18 kadın, ort. yaş 50 ± 7 yıl), kontrol grubunda ise 43 birey (20 kadın, ort. yaş 47 ± 7 yıl) yer aldı. Yaş, cinsiyet, beden kitle indeksi (BKI), diyabet ve sigara içme durumu açısından CSX ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p > 0,05). Serum katestatin düzeyleri CSX grubunda 1,52 ± 0,20 ng/dl, kontrol grubunda ise 1,49 ± 0,17 ng/dl idi. Ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,46). Model 1’de -2 log-olabilirlik oranı 83,557, Nagelkerke R² 0,462 ve AUC 0,85 (GA %95: 0,77–0,92) bulundu. Model 2’de -2 log-olabilirlik oranı 82,610, Nagelkerke R² 0,472 ve AUC 0,85 (GA %95: 0,77–0,93) saptandı. Model 2’nin AUC değeri Model 1 ile istatistiksel olarak benzerdi (DeLong p=0,96). Sonuç: CSX ve kontrol grupları arasında plazma katestatin düzeyleri açısından anlamlı fark saptanmadı.












