Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Albayrak, Haydar" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 8 / 8
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Demokratik Yönetimlerin COVİD-19 ile Sınavı
    (Malatya Turgut Özal Üniversitesi, 2021) Albayrak, Haydar
    All states have taken various measures against the COVID-19 disease, which was first seen in China in December 2019 and then spread to the world. As the whole world, Turkey has been taken radical measures in order to struggle with COVID-19. There are various opinions that these measures cause erosion on democracy and human rights, that this erosion will not end with the disease and may be permanent. Because there is a perception that democracies are insufficient in fighting the disease, and authoritarian states struggle much more effectively. Because of this perception, it is thought to be an orientation to authoritarian administrations. In this study, through the example of Turkey and the world are aimed to investigate whether these views are correct. In the study, indirect research methods were used, and secondary data and content analysis were used in this context. As a result of the study, it was determined that concerns about democracy and human rights were not unfounded and that developments that caused concerns were experienced within the framework of the events and the reactions of people to these events. In addition, it was concluded that democratic countries reacted a little late at the beginning of the epidemic, but more successful in combating the epidemic. It is thought that it is necessary to take the necessary structural measures and to increase the awareness of people on democratic achievements in order to prevent developments that cause anxiety.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    GIDA GÜVENLİĞİNİN HUKUKİ BOYUTU VE KAMU GÖREVLİLERİNİN SORUMLULUĞU
    (2023) Albayrak, Haydar
    İnsanların temel hak ve özgürlüklerinden birisi beslenme hakkıdır. İnsanların bu hakkını kullanabilmesi için yeterli, kaliteli ve güvenilir gıdaya ulaşabilmeleri gerekir. Bu nedenle yeterli, kaliteli ve güvenilir gıdaya ulaşabilme durumu olarak adlandırılan gıda güvenliği çok önemlidir. Çalışmada gıda güvenliğinin hukuki boyutu ele alınmaktadır. Gıda güvenliği anayasal / yasal düzenlemeler ve çeşitli uluslararası anlaşmalarda hukuki güvence altına alınmıştır. Bu durum, beslenme / gıda güvenliği hakkının yasal olarak korunduğu, ihlalinin yasaklandığı ve ihlal durumunda sorumlulara müeyyide uygulanabileceği anlamına gelmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak da hakkı ihlal edilen kişilerin hak arama ve sorumluların cezalandırılmasını isteme hakkının bulunması gerekir. Anayasal ya da yasal bütün hukuki düzenlemeler, yapılan düzenlemenin uygulanmasında çeşitli kurum ve kişilere görev, yetki ve sorumluluk vermektedir. Bunun bir gereği olarak sorumluların mevzuatça verilen görevlerini yerine getirmeleri beklenmektedir. Sorumluların görevlerini yerine getirmemesi halinde ise, çeşitli müeyyideler öngörülmektedir. Bu müeyyideler, idari, hukuki ve cezai müeyyideler şeklinde üçe ayrılabilir. Çalışmanın konusu, hukuki ve cezai sorumluluklar ile müeyyideleri sınırlandırılmıştır. Bu nedenle idari sorumluluk ve müeyyidelere değinilmemektedir. Çalışmada dolaylı araştırma yöntemlerin kullanılmış olup bu çerçevede ikincil veri, içerik ve mevzuat analizleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda gıda güvenliğinin temel insan hakkı olduğu, bu hakkın hukuki olarak güvence altına alındığı ve bu hakkın ihlali durumunda oluşan zarardan idarenin ve kamu görevlilerinin sorumlu tutulabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    IMPLEMENTATION OF THE EU RURAL DEVELOPMENT POLICY IN TÜRKİYE: MALATYA PROVINCIAL CASE
    (2022) Albayrak, Haydar
    Purpose: The Rural Development Component of the Instrument for Pre-Accession Assistance (IPARD) program, which was first implemented by the EU between 2007 and 2013, has been implemented in Turkiye since 2011. In the study, it is aimed to investigate whether the implementation of the EU Rural Development Policy in Turkiye is successful or not. Methodology: The evaluation is made based on the data obtained from previous research, the data of the Agriculture and Rural Development Support Institution (ARDSI) and Malatya Provincial Coordinatorship, and the data obtained from a survey conducted with beneficiaries in Malatya. Pearson Correlation analysis and One-Way ANOVA analysis were performed on the data obtained through the questionnaire. According to the results of the analysis, evaluations were made on the results of the IPARD program in Turkiye. Findings: In the study, the Turkish implementation of the IPARD program was generally successful, a large number of enterprises producing in EU standards were brought to the province of Malatya, a culture of preparing investment projects was created, experience was gained in making feasibility studies and financial analysis on the sustainability of agricultural enterprises, and it contributed directly or indirectly to employment increase. Originality: There are very few studies in the literature on the success of the IPARD program in Turkiye. In these studies, no data was collected directly from the beneficiaries by the questionnaire method and there is no previous study on the case of Malatya province.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Kamu Görevlileri Ve Etik İlkeler: Türkiye Üzerine Bir Değerlendirme
    (Malatya Turgut Özal Üniversitesi, 2021) Albayrak, Haydar
    Modern devletlerdeki yürütme erkinin önemli bir parçası olan kamu yönetiminin amacı, kamu görevlileri ve kamu malları aracılığıyla kamu hizmetlerini gerçekleştirmek, böylece kamu yararını sağlamaktır. Modern kamu yönetimi anlayışının gelişim sürecinde ön plan çıkan “kamu yararı” kavramı, “kamu yönetimi etiği” düşüncesinin gelişimine katkı sunmuştur. Bu süreçte bazı uluslararası kuruluşlar kamu yönetiminde uyulması gereken etik ilke ve standartlar geliştirmişlerdir. Ancak etik ilke ve standartların geliştirilmesi etik-dışı tutum ve davranışları önlemeye yetmemiştir. Türk kamu yönetiminde de etik-dışı tutum ve davranışların yaygın olduğu yönünde çeşitli araştırmalar bulunmaktadır. Bunun en önemli sebebi, Türkiye’de etik-dışı tutum ve davranış sorununun uzun yıllar boyunca göz ardı edilmesidir. Türkiye’de etik konusundaki en önemli adım 2004 yılında çıkarılan 5176 sayılı “Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile atılmıştır. Söz konusu kanunla daha önce Türk mevzuatında dağınık halde bulunan etik ilke ve standartlar, sistemli bir şekilde bir araya toplanmış ve “Kamu Görevlileri Etik Kurulu” kurulmuştur. Çalışmada, kamu yönetiminin en önemli unsurlarından biri olan kamu görevlilerinin etik değerlere uyma yükümlülüğü ele alınmaktadır. Alıntısal ve dolaylı anlatım yönteminin uygulandığı, konuyla ilgili literatürler ve yasal düzenlemeler ele alındığı çalışmada, öncelikle etik, ahlak, kamu yönetimi ile etik ilişkisine değinilmiş ardından Türkiye ve dünyadaki kamu yönetiminde etik konusunda yapılanlara ve elde edilen sonuçlar üzerinde durulmuştur. Ayrıca, kamu görevlilerinde etik anlayışının geliştirilmesi ve yerleştirilmesi için yapılması gerekenler konusunda önerilerde bulunulmaktadır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Kanıta-Dayalı Kamu Politikası: Hayvancılık Politikalarına Uygulanabilirliği
    (ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ, 2020) Albayrak, Haydar
    Son yıllarda birçok tarımsal ürünün ithal edilmek zorunda kalınması, tarım politikalarına yönelik eleştirileri artırmıştır. Tarımın bir alt sektörü olan hayvansal üretimde de benzer problemler yaşanmaktadır. Hayvan varlığındaki azalmaya bağlı olarak yurtiçi kırmızı et arzının ihtiyacı karşılamaması nedeniyle canlı hayvan ve et ithalatına başlanması, hayvancılık politikalarının başarısız olduğunu ve politikalarda ciddi değişikliklere gitmek gerektiğini göstermektedir. Mevcut politikalardaki başarısızlığın nedenlerin tespiti ve alternatif hayvancılık politikaların arayışı sürecinde tıpta önemli başarıların elde edilmesine vesile olan Kanıta-Dayalı Politika Yapımı yaklaşımının hayvancılık politikalarına uygulanabilirliğini araştırma düşüncesi ortaya çıkmıştır. Bu düşünce çerçevesinde yapmış olduğumuz çalışmada öncelikli olarak kanıta dayalı politika yapımı kavramı, bu konudaki akademik çalışmalar çerçevesinde açıklanmaya çalışılmıştır. Ardından hayvancılık sektörünün kendine has özellikleri ve kanıta-dayalı politika yapımı yaklaşımının hayvancılık politikalarına uygulanabilirliği araştırılmıştır. Dolaylı ve alıntısal araştırma yönteminin kullanıldığı çalışma neticesinde kanıta-dayalı politika yaklaşımının, çeşitli zorluklarına rağmen, hayvancılık politikalarına uygulanabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Türkiye İnsan Hakları Ve Eşitlik Kurumunun Türk Kamu Yönetiminin Denetimindeki Yeri Ve İşlevi
    (Malatya Turgut Özal Üniversitesi, 2020) Albayrak, Haydar
    Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Türk kamu yönetimindeki yeri ve işlevinin incelendiği bu çalışmanın temel problematiği, “Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Türkiye’deki insan hakları ihlallerinin önlenmesinde etkili bir rol oynayacak mıdır?” sorusudur. Bu problematiğe dayalı olarak üretilen araştırma sorusu, “TİHEK, Türkiye’de insan haklarının benimsenmesinde ve insan hakları ihlallerinin önlenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir” iddiasıdır. Alıntısal ve dolaylı araştırma yöntemlerinin kullanıldığı ve bu çerçevede ikincil veri ve içerik analizleri yapıldığı çalışmanın amacı, insan hakları kavramının ve Türkiye’deki insan haklarıyla ilgili gelişmelerin açıklanması,Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun Türk kamu yönetimin denetimindeki yeri ve işlevinin tüm boyutlarıyla ortaya konulmasıdır. Çalışmada, öncelikle temel kavramlar açıklanmakta, ardından TİHEK’in kurumsal yapısı ve görevleri incelenmekte, son olarak ise genel bir değerlendirme yapılarak ulusal insan hakları kurumlarıyla ilgili eleştirilerde ve önerilerde bulunulmaktadır. Çalışma sonucunda çalışmanın araştırma sorusuna yanıt olabilecek veriler derlenmiş ve TİHEK’in insan hakları ihlallerinin önlenmesinde önemli bir rol üstlenebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak böylesi bir misyonu üstlenebilmesi ve kendisinden beklenen işlevi yerine getirebilmesi için Paris Prensipleri çerçevesinde çeşitli reformların yapılmasının gerektiği düşünülmektedir.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Türkiye’nin tarım arazileri politikası: Bir kamu politikası süreç analizi
    (Fırat Üniversitesi, 2019) Albayrak, Haydar
    Çalışmada öncelikli olarak kamu politikası ve kamu politikası analizi kavramları üzerinde durulduktan sonra başlıca politika analizi yöntemleri kısaca açıklanmaktadır. Daha sonra kamu politikası analiz yöntemlerinden Süreç Yönetimi Yaklaşımı çerçevesinde Türkiye’nin tarım arazileri politikası analiz edilmektedir. Yapılan analizde ilk önce politika önerilerinin ortaya çıkmasına neden olan ihtiyaçlar, ihtiyaçları gidermek için benimsenen politikalar incelenmekte, ardından bu politikaların uygulanma şekilleri ve uygulamalardan elde edilen sonuçlar değerlendirilmektedir. Çalışma neticesinde Türkiye’deki tarım arazileri politikası belirleme sürecinin ihtiyaç temelli olmadığı, politikaların uzun vadeli rasyonel hedeflere göre değil günübirlik beklentilere göre belirlendiği, aynı konuda birbirleriyle çelişen farklı politikalar benimsendiği, belirlenen politikaların uzun süreli uygulanamadığı ve bu nedenle de beklenen başarının bir türlü elde edilemediği sonucuna ulaşılmaktadır.
  • Küçük Resim Yok
    Öğe
    YÜKSEKÖĞRETİM PERSONELİNİN CEZA SORUŞTURMASI: 4483 SAYILI KANUNLA KARŞILAŞTIRMALI BİR İNCELEME
    (2024) Albayrak, Haydar
    Ceza soruşturmaları, yükseköğretim kurumlarının güvenilirliğini korumak, aynı zamanda da personelin görevlerini yaparken hukuk dışına çıkmalarını engellemek amacıyla yapılmaktadır. Bu nedenle soruşturma sürecinin hatasız, eksiksiz ve hukuk devletine yakışır bir şekilde yürütülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu perspektiften yapılan çalışmada, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/c maddesinde düzenlenmiş olan yükseköğretim personeli hakkında yapılan ceza soruşturma usulü, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun ile karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Alıntısal ve dolaylı araştırma yöntemlerinin kullanıldığı, bu çerçevede ikincil veri ve içerik analizleri yapıldığı çalışmada, yükseköğretim personeli için öngörülen özel ceza soruşturması usulünün akademik personelinin bilimsel ve akademik özerkliğinin korunması için gerekli olduğu, ancak yükseköğretim kurumlarında görev yapan idari personelin 4483 sayılı Kanuna tabi olmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ceza soruşturmalarında alanında uzman kişilerden destek alınması, soruşturmacı ve yetkili kurul üyelerinin bu konuda özellikle bilgi ve deneyim sahibi kişilerden seçilmesi tavsiye edilmektedir.

| Malatya Turgut Özal Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Malatya, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2025 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim